Akvaryum Bitkilerinde Beslenme Bozuklukları 3. Bölüm

Mikro (Eser) Besinler

Dünyamızda doğal olarak kendiliğinden oluşmuş kimyasal elementlerin sadece birkaç tanesi canlı dokuları meydana getirmede yer almaktadır. Bunların içinden sadece altı tanesi (karbon, hidrojen, nitrojen, oksijen, fosfor ve sülfür) tüm canlı dokuların %99’unu teşkil etmektedir. Ancak, son derece küçük miktarlarda dahi olsa diğer bazı eser elementlerin de tüm hayati fonksiyonlar için vazgeçilmez bir önemi vardır. Bunlardan bazıları demir, bakır, kobalt, çinko ve manganez gibi sayılabilir ve tamamı yaşayan organizmalar için gereklidir. Yukarıda büyük ölçeklerde ihtiyaç duyulan makro besinleri ele aldıktan sonra şimdi de çok daha düşük miktarlarda ama vazgeçilmez bir şekilde ihtiyaç duyulan mikro besinlere bir göz atalım.

Demir (Fe):
Demir immobil özellikte bir mikro besindir. Demir akvaryum bitkilerin genel sağlık durumları ve renklenmeleri açısından önemli bir role sahiptir. Klorofil üretiminde önemli bir bileşendir. Demir aynı zamanda enerji transferi, nitrojen kullanımı ve lignin oluşturulması gibi fonksiyonları gerçekleştiren pek çok enzimin de bir bileşenidir.  Demir sülfür ile bir arada pek çok reaksiyona katalizör etkisi eden bileşikler meydana getirir. Akvaryumlarımıza katılması açısından demir iki ana şekilde karşımıza çıkar: Ferrous (Fe+2) ve Ferric (Fe+3). Fe+2 durumundaki demir bitkiler tarafından daha kolay alınabilir ve bu nedenle tercih edilen şeklidir. Demirin bu formda muhafaza edilebilmesi hazırlanan gübre karışımları içinde kullanılan şelatlayıcılarla sağlanır. Şelat maddesi ne kadar zayıf olursa (glukonat gibi) bitkiler demiri o kadar kolay kullanabileceklerdir. Ancak bu durumda da demir 8 saatten daha fazla kullanıma uygun şekilde kalamayacaktır ve yeterli fayda elde edilebilmesi için günlük olarak verilmesi gerekecektir. Daha güçlü şelat maddeleri ile (DPTA gibi) bu süre uzatılabilmektedir ancak bu seferde bitkilerin bu demiri kullanmaları zorlaşmaktadır. Bu nedenle kullanmakta olduğunuz demir gübresinin bu özelliği göz önüne alınarak dozlama yönteminizi belirlemeniz gerekir. Fe+3 formundaki demir daha seyrek bir şekilde karşılaştığımız bir formdur ve genellikle katı/tablet demir takviyelerinde sıklıkla kullanılmaktadır. Bu besinin bitkilerimizde eksik olduğu kendini solgun görünen bitkiler, yaprak ve dalların hemen hemen aynı renk tonunda görünmesi gibi belirtilerle gösterir. Taşınamaz özellikte bir besin olması nedeniyle eksiklik öncelikle yeni yapraklarda kendini gösterir. Hızlı gelişim gösteren bitkiler bu eksikliğe karşı daha duyarlıdırlar. Bazı bitkilerden örnek verecek olursak E.parvula yeterli demir aldığında daha koyu yeşil bir renk alırken, eksiklik durumunda açık yeşil/sarı bir renk alır. Ceratophyllum bitkisinin gelişim uçları pembe ile beyaz arası bir renk alacaktır. E.Densa türünde ise yeşilimsi sarı ve sarı bir renklenme başlayacaktır. Yetersizliğin belirlenmesindeki ortak özellikler arasında yeni yapraklarda yetersiz klorofil oluşumu, damarlar yeşil kalırken aralarında kalan bölgelerde renk kaybı sayılabilir. Daha ileri aşamalardaki yetersizliklerde sararmaya başlamış olan yapraklar daha kırılgan ve saydam bir görünüm alarak, nihayetinde dökülürler. Yapraklar daha küçük çıkarlar ve saplarına doğru kıvrılmış vaziyette kalırlar. Kılıç yapraklı bitkilerde yeni yapraklar küçük kalırlar, boylamasına daha solgun renkte şeritler parçacıklar oluşur. Demir eksikliğinin belirmesinin yetersiz gübre takviyesinden baka nedenleri de mevcut olabilir. Aşırı fosfat takviyesi demir ile etkileşime neden olarak demirin bitkilerin kullanamayacağı bir forma dönüşmesine neden olabilir. Bu nedenle sıklıkla mikro ve makro besin takviyelerinin aynı anda değil, aralıklı olarak yapılmaları tavsiye edilir. Yüksek karbonat sertliği (KH) ve 7’nin üzerindeki pH değerinin aynı anda bulunması da demirin kullanılmasına engel olmaktadır. Soğuk ortam da bitkilerin demir yetersizliğini pekiştirmektedir.

Boron (B):
Boron immobil özellikte bir mikro besindir. Boronun öncelikli fonksiyonu hücre duvarlarının oluşmasıyla ilgilidir. Bitki bünyesindeki şeker nakli ve çiçeklenme de gene boron mevcudiyetine bağlıdır. Boron sayesinde bitkilerde sağlıklı depolama dokularının oluşumu ve hormon seviyelerinin düzenlenmesi de temin edilmektedir. İmmobil özelliği nedeniyle bu besinde oluşabilecek bir yetersizlik kendini gelişim uçlarında ve yeni yapraklarda gösterecektir. Eksiklik belirtilerinin kendilerini gösterme şekli kalsiyum yetersizliğindekine çok benzerlik gösterir. İlk aşamalarda dal ve kök gelişimi zayıflar. Yeni çıkan yapraklar buruşuk, kapalı ve daha küçük boylarda olur. Ardından hem gelişim uçları hem de yeni kökler ölmeye başlar. Yeni beliren sürgünler ölürler. Bitki akvaryumlarımızda kullandığımız eser element takviyeleri genellikle yeterli miktarlarda bu besini ihtiva etmektedirler. Düşük pH ortamları Boron yetersizliğini pekiştirmektedir.

Kobalt (Co):
Kobalt mobil özellikte bir mikro besindir. Bitkilerimizin gelişim hızını artırması ve nitrojen kullanımına katkısı nedeniyle önem taşır. Kobalt ayrıca dokularda yer alan B12 vitamininin önemli bir bileşenidir. Henüz kesin olarak doğrulanmamış olsa da kobalt pek çok enzim sistemi için aktive edici bir unsur olarak fonksiyona sahiptir. Mobil özelliği nedeniyle eksiklik kendini ilk olarak eski yapraklarda kendini gösterecektir. İlk aşamalarda klorosis, yani pek çok diğer mobil besinde olduğu gibi klorofil kaybına bağlı olarak eski yapraklarda sararma ortaya çıkar. Ardından genel olarak yeni yaprak gelişiminde bir yavaşlama/durma veya erken yaşlanma görülebilir. Eksikliğinin tespiti pek mümkün olmasa da bitki akvaryumlarımızda kullandığımız eser element takviyeleri genellikle yeterli miktarlarda bu besini ihtiva etmektedirler.

Bakır (Cu):
Bakır immobil özellikte bir mikro besindir. Bakır karbonhidrat ve nitrojen metabolizması açısından önem taşır. Hücre duvarlarının güçlendirilmesi için gereken lignin üretimi ve solmanın önüne geçilebilmesi için bitkilerin bakıra ihtiyacı vardır. Bu besin yeni yapraklarda eksikliğini ölü yaprak uçları ve içe doğru kıvrılan yaprak kenarları ile göstermektedir. Ardından gelişimin duraklaması, yaprak dökümü ve çiçek kollarının zayıflayarak yan yatmaları görülebilmektedir. Eksikliğinin tespiti pek mümkün olmasa da bitki akvaryumlarımızda kullandığımız eser element takviyeleri ve şebeke suyumuz genellikle yeterli miktarlarda bu besini ihtiva etmektedirler. Yüksek pH seviyeleri, bol miktarlardaki demir ve fosfor bitkilerin bakır alımını yavaşlatabilmektedir. Yüksek bakır miktarları bitkilerin gelişim uçlarını ve kök oluşumlarını olumsuz etkiler.

Manganez (Mn):
Manganez immobil özellikte bir mikro besindir. Manganez fotosentez, nitrojen kullanımı ve bitki metabolizması için ihtiyaç duyulan diğer bazı bileşenlerin oluşturulması için gereklidir. Bu besinin eksikliği yeni yapraklarda ölü bölgelerin (klorosis) belirmesi, ana damarların yeşil kalırken diğer bölgelerin tamamen sararması şeklinde kendini gösterecektir. Ardından gelişim tamamen durabilir. Yaprak ve yeni sürgünler fark edilir biçimde küçülürken, çiçeklenmeye de engel teşkil edebilir. Manganez demir ile ciddi bir karşılıklı etkileşim içindedir. Bu besinin eksikliğinin akvaryumlarımızda ortaya çıkmasının en büyük nedeni gereğinden fazla miktarda demir takviyesinin yapılmasıdır. Aksi şekilde manganezin fazla bulunması da mevcut olduğu halde demir yetersizliğinin belirmesine neden olabilecektir. Bunların dışında bitki akvaryumlarımızda kullandığımız eser element takviyeleri ve şebeke suyumuz genellikle yeterli miktarlarda bu besini ihtiva etmektedirler. Yüksek pH seviyeleri manganez eksikliğini pekiştirmektedir.

Molibden (Mo):
Molibden mobil özellikte bir mikro besindir. Nitrojen kullanımı, protein sentezi ve sülfür kullanımı molibden kullanımıyla gerçekleşir. Ancak ihtiyaç duyulan miktar çok çok küçük seviyelerde olduğundan çoğu bitki bu besinin eksikliğini pek göstermez. Eksikliği sıklıkla nitrojen yetersizliği ile karıştırılan molibden problemi ilk olarak yaşlı yapraklarda gösterecektir. Bitki genel yeşil görünümünü muhafaza ederken yaşlı yapraklarda damarlar arasından başlamak üzere sararma görülecek ve giderek yaşlı yaprakların geneline yayılacaktır. Aynı zamanda yaprak kenarlarında kahverengi renklenmeler belirebilecektir. Yeni yapraklar daha dar ve şekilleri deforme olmuş olarak ortaya çıkabilirler. Çiçek veren bitkilerde çiçeklenme de durabilecektir. Eksikliğinin tespiti pek mümkün olmasa da bitki akvaryumlarımızda kullandığımız eser element takviyeleri genellikle yeterli miktarlarda bu besini ihtiva etmektedirler. Düşük pH molibden alımını zorlaştırmaktadır.

Çinko (Zn):
Çinko suyun dışında yaşayan bitkiler için immobil bir besinken, su bitkileri için mobil özellikte bir mikro besindir. Enerji üretimi, protein sentezi ve gelişimin kontrolü açısından gerekli pek çok enzim sisteminin kaçınılmaz bir bileşeni olarak öenm taşır. Yetersizlik belirtileri kendini yaşlı yapraklarda yaprak uç ve kenarlarından başlayarak damar aralarına doğru yayılan bir sararma ile gösterecektir. Bu besine ait en karakteristik özelliklerden birisi ileri aşamalarda gelişim uçlarında ve yeni yaprakların oluşumunda gözlemlenecektir. Şöyle ki, nodlar (dal üzerinde yaprakların çıktığı boğumlar) arası mesafe ortadan kalkacak yeni yaprakların tamamı sanki aynı noddan çıkıyormuş gibi bir görünüm oluşacaktır. Yüksek pH durumunda bu besinin suda kullanılabilir şekilde bulunması da kısıtlanacaktır. Ayrıca soğuk ortam da yetersizliğe neden olabilmektedir. Yüksek fosfor ve demir oranları da bu sorunu pekiştirebilmektedir. Eksikliğinin tespiti pek mümkün olmasa da bitki akvaryumlarımızda kullandığımız eser element takviyeleri ve şebeke suyumuz genellikle yeterli miktarlarda bu besini ihtiva etmektedirler.

Klor (Cl):
Klor mobil özellikte bir mikro besindir. Fonksiyonlarının başında stomatal aktivite ve bitkilerin fizyolojik fonksiyonlarındaki elektriksel yükün dengelenmesi gelmektedir. Aynı zamanda bitkileri bazı hastalıklara karşı koruması açısından da büyük öneme sahiptir. Klor yetersizliği kendini damarlar arsında kalan bir sararma ve yeni yaprakların solgunlaşması ile gösterir. İlerlemiş safhalarda yaşlı yaprakların üst yüzlerinde bronzlaşma görülebilir. Eksikliğinin tespiti pek mümkün olmasa da bitki akvaryumlarımızda kullandığımız eser element takviyeleri ve şebeke suyumuz genellikle yeterli miktarlarda bu besini ihtiva etmektedirler.

Sodyum (Na):
Sodyum mobil özellikte bir mikro besindir. Potasyum yetersizliği durumunda potasyumun başta taşıma sistemi üzerindeki rolü olmak üzere bazı görevlerini çok daha zayıf bir seviyede gerçekleştirmeye yardımcı olur. Fotosentez için gerekli su dengesini değiştirerek fotosenteze de etki eder. Karbonat bileşikleri oluşturarak özellikle Elodea olarak bilinen bitki için karbon kaynağı oluşturabilir. Sodyum NaCl formunda, yani bildiğimiz tuz şeklinde sularımızda yer alır. Bu bileşenin akvaryum suyumuzad fazla bulunması durumunda bitkilerimiz su kaybına uğrayacak ve ironik bir anlatımla suyun altında susuzluktan kuruyacaktır. Suyun kaybedilmesi, bitki bünyesinden tuz yoğun ortama doğru osmoz hareketi ile suyun çekilmesi neticesinde oluşmaktadır. Bunun ardından hücre zarları hücre duvarından ayrılacak ve plazmoliz adı verilen olay gerçekleşecektir. Bu olay belli bir süre devam ettiği takdirde bitki solacak ve bir süre sonra ölecektir. Pek çok hobicinin standart akvaryumlarında bitki gelişmemesini söylemelerinin en büyük nedenlerinden biri, su değişimlerinde tuz eklemelerinden dolayı bu olayın gerçekleşiyor olmasıdır. Ancak bitki gelişimi için hayati bir önem taşımamaktadır. Eksikliğinin tespiti pek mümkün olmasa da şebeke suyumuz genellikle yeterli miktarlarda bu besini ihtiva etmektedirler.

Diğerleri:
Bu bölümde değindiğimiz başlıca mikro besinlerin dışında üzerinde kesin araştırmalar yapılmamış ve sonuçlar elde edilememiş (her ne kadar bunların karasal bitkiler üzerindeki pek çok araştırması yapılmış olsa da) pek çok başka element daha mevcuttur. Bunlardan başlıcaları Nikel (Ni), İyot (I), Florür (F), Silikon (Si), Selenyum (Se), Alüminyum (Al), Platin (Pt) ve Vanadyum (V) olarak sayılabilir. Bu elementlerin tümü kuru bitki dokularının araştırılmasında tespit edilmiş ve varsayımsal olarak pek çok fonksiyonda, özellikle de enzim sentezlerinde kullanıldıkları ifade edilmiştir.

Böylece ilk üç bölümün sonuna gelmiş oluyoruz. Son olarak basit bir tabloyla bitkilerimiz için gerekli tüm mineral elementleri yani bitki besinlerini gösterelim:
 
 

 

Listelenecek ürün bulunamamıştır.